türk kara ordusunun tarihsel gelişimi nedir

12 Aralık 2012 Çarşamba


Türk kara ordusu nedir,türk kara ordusu hakkında araştırma ödevi,geçmişten günümüze türk kara ordusunda  kullanılan silah ve araçların değişimi ve gelişimi nedir,ilk türk kara ordusu ne zaman kuruldu,kısaca türk kara ordusunun tarihçesi,
TÜRK KARA ORDUSUNUN TARİHSEL GELİŞİMİ
                 Türk Kara Kuvvetleri (Komutanlığının adı: Kara Kuvvetleri Komutanlığı), NATO'nun ikinci ve dünyanın 5. en büyük kara ordusudur. Asıl vazifesi Türkiye Cumhuriyeti'ni içten veya dıştan korumaktır. İlk organize Türk ordusunun kurulduğu M.Ö. 209 yılı Kara Kuvvetleri'nce kuruluş yılı olarak kabul edilir.ürk deyince akla gelen ilk şeylerden biridir "ordu". Çağlar boyunca Türkler, hem coğrafi konum dolayısı ile, hem de siyasi konjonktür sebebi ile her an savaşa hazır olmak zorunda kalmışlardır. Bunun sonucunda da, Türk tarihi boyunca ordularımız her zaman bir gelişim içerisinde olmak zorunda kalmışlardır.
              
       Dünya tarihi boyunca Türk orduları, savaş alanlarına çeşitli stratejiler kazandırmışlar, şimdi bile kullanılan birçok askeri düzenlemeye imza atmışlardır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta; Türklerin Moğollar gibi sadece orduya yoğunlaşmadıkları, bilim & kültür gibi çeşitli alanlarda da geliştikleridir. Zira Moğollar, Orta Asya steplerinden Macar ovalarına dek devasa bir imparatorluk kurmalarına rağmen, kültürel açıdan zayıf olduklarından eriyip gitmişlerdir. Ancak Türk kültürü, bundan 6 asır önce adım attığı Avrupa topraklarında kendi kültürün koruyabilecek kadar geniş bir geleneğe sahip idi.

                      Türk ordusunun en temel organı, tarih boyunca kara birlikleri olmuştur. Bunun en temel sebebi; Orta Asya gibi denizden uzak bir coğrafyada doğan bir kültürün çocukları olmamız. Kara ordusundan asırlar sonra adım atacağımız donanma alemi, bizi 16. asırda Akdeniz'in lideri yapmıştır.
                      Düzenli Türk kara ordusunun tarihçesi, 2200 yıl öncesine dayanmakta. Hun lideri Mete Han'ın ilk defa düzenli olarak birleştirdiği Türk güçleri, M.Ö 209 yılında bugünlere ulaşacak bu askeri otoritenin temellerini atıyorlardı.

                      Mete zamanında ordumuzun kullandığı askeri teçhizat sapan, ok, yay ve kargı gibi aletlerden oluşurdu ve Türk ordusu tarafından yapılırdı. Zamanın sosyal yapısı, erkek çocuklar için askerlikten başka yol vermiyordu; bu yüzden küçük yaştan itibaren Türk çocukları askeri eğitim ile savaşçıl bir yapıda yetiştirilirlerdi. Avcılık ise bir diğer önemli spor alanıydı.

                    Türk ordusunun lideri, aynı zamanda devletin de lideriydi. Bu kural Osmanlı dahil hiçbir Türk devletinde değişmemiştir. Eski Türk Devletlerinde en büyük rütbe Kaanlık olup, sonra Yabguluk rütbesi gelirdi. Komutanlara tuğ verilir, savaştaki başarısına göre rütbesi ve tuğu arttırılırdı. Türk ordusu onluk sisteme göre teşkil edilirdi. Birlikler on, yüz, bin ve tumane (toman, tümen) denilen onbinlik de binliklere bölünürdü. Bunların komutanlarına Onbaşı, Yüzbaşı, Binbaşı, Tumanbaşı, Tomanbey veya Tümenbeyi denilmektedir. Bu sistem, daha sonraları tüm dünyada kullanılmaya başlanacaktı.

               İslamın kabulü, Türk kültüründe askeri olarak neredeyse sıfır değişiklik meydana getirmiştir. Zira İslam, genel itibari ile sosyal konularda değişikliğe gitmiş, askeri sistemlerde ise etkili olamamıştı. Kaldı ki, Türk kültürünün İslam öncesi sosyal yaşayışları, İslam ile büyük ölçüde uzlaşıyordu. Türklerin İslamı seçmekte bir süre bocalamasının en büyük sebebi, emperyal zihniyetteki Emevi ordusunun davranışlarıdır. İnatçı bir yapıya sahip Türk ordusu, eğer Emevi halifeliği kısa sürede yıkılmasaydı, büyük ihtimal ile islamı seçmenin Emevi ordusu karşısında bir yenilgi sayılacağına inanmaya başlayacaktı. Neyse, biz konumuza dönelim...


                İslamı seçen Türk kültürünün ilk büyük devleti, İslam'ın askeri sisteminde de geniş etki yapacak olan Selçuklu Devleti idi. Selçuklular bu askerî teşkilâtı aynen kendi bünyelerinde tatbik edip geliştirmişler ve 800 yıla yakın bir zaman İslâm dünyâsında askerî ve mülkî idârelerin tanziminde örnek olmuşlardır. Selçuklu orduları, özel bir eğitime tâbi tutulup doğrudan doğruya sultana bağlı "Gulamân-ı Saray" ile her an savaşa hazır "Hassa ordusu", meliklerin, şahnelerin askerleri ve nihâyet tâbi hükûmetlerin kuvvetlerinden oluşmaktaydı. Ayrıca gerektiğinde halktan ücretli asker toplanırdı.



Karahanlı, Türkmen beylikleri ve başlangıçta Anadolu Selçuklu orduları Türklerden kuruluydu. Gazneli ordusunda ise yerli unsur büyük çoğunluk teşkil ediyordu. Selçuklular savaşta ordunun moralini yükseltmek için nevbet ve cenk takımları kurmuşlar, bilâhare bu takım Osmanlılarda mehter takımlarına dönüştürülmüştür.

                   Selçuklularda bir tuğ Onbaşı(Ortakbaşı-Vişak başı); iki tuğ Çavuş (Serheng-Ellibaşı); üç tuğ Yüzbaşı (Haylı); dört tuğ Binbaşı (Hacip veya Hadim); beş tuğ Emir (General); altı tuğ Sipehsâlâr veya Beylerbeyi; yedi tuğ Hükümdâr (Başkomutan) rütbe işâretleridir. Bütün askerî işler merkezdeki Dîvân-ı Arz denilen dîvânda görüşülürdü.

                    Osmanlı Devlet teşkilâtında ordu; Orhan Gâzi (1326-1359) devrinde aşîret kuvvetlerinden dâimî orduya geçildi. Ordu; Kapıkulu Ocakları, Eyâlet askerleri ve geri hizmet kıt'alarını meydana getiren Yayalar-Yörükler, Müsellemler, Conbarlardan meydana gelirdi. Eyâlet Askerleri, Timarlı Süvâri, Azaplar ve Akıncılardan teşkil edilirdi. Birinci Sultan Murâd Han 1363'te Yeniçeri Ocağını kurdu.

                 Osmanlı ordusu, özellikle Fatih'ten itibaren ateşli silahları etkin bir şekilde kullanmaya başladı. Tarihin en kısa süren savaşlarından biri olan Mohaç ve İslam'ın en büyük iç hesaplaşmalarından Çaldıran savaşları, bunun en açık göstergesidir. Osmanlı ordusunda Sultan Üçüncü Selim Han (1789-1807) devrinde askerî ıslâhâtlar yapıldı. Yeniçeriler yeni silâh kullanmayıp, değişik elbiseleri kabul etmediğinden devrin usûlünde Nizâm-ı Cedîd ordusu kuruldu. Fakat yeniçeriler isyân edince kanlı bir şekilde kaldırıldı. Kendi askerini topa tutarak kaldırmak zorunda kalan birkaç milletten biriyizdir. Yeniçerilerin, 18 ve 19. yüzyıllarda disiplinsizlikleri iyice artınca Sultan İkinci Mahmûd Han (1808-1839), 17 Haziran 1826'da bu ocağı kaldırıp, 20 Haziran 1826'da Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye ordusunu kurdu. Yeni ordunun mevcudu Sultan İkinci Mahmûd Han devrinde 188.000'e çıkarıldı. Sultan Abdülmecîd Han (1839-1861) devrinde 1843'te altı ordu kurulup, askerlik müddeti beş yıla yükseltildi. Sultan İkinci Abdülhamîd Hân (1876-1909) devrinde Kara Kuvvetlerinin ihtiyâcı olan subayları yetiştirmek üzere askerî ortaokul ve liselerin yanında İstanbul'dakine ilâveten Harp Okulu sayısı yediye çıkarıldı. 1887'de Topçu teşkilâtı genişletildi. 1908'de İkinci Meşrûtiyetin îlânıyla Kara Kuvvetlerinde değişiklikler yapılmak istenmişse de Trablusgarp ve Balkan Harpleri netîcesinde muvaffak olunamadı. Birinci Dünyâ Harbinde yedi cephede kahramanca mücâdele eden Kara Kuvvetlerinin mevcudu Mondros Mütârekesi sonunda 1919'da 50.000'e indirildi. Türk İstiklâl Harbinde Kara Kuvvetleri sekiz kolordu, yirmi piyâde tümeni hâline getirildi.

                Cumhuriyet ile beraber sıkı bir modernizenin içerisine giren Türk ordusu, bu modernizeyi 2. Dünya Savaşı ile beraber sona erdirdi ve teçhizat bakımından dışarıya bağımlı bir hâle gelmeye başladı. Atatürk'ün hava ordusu için yaptığı önemli icraatlar, özellikle 1950'den sonra yok edilmeye başlandı. Atatürk, ilerleyen yıllarda süper gücü belirleyecek olan uzay ve hava teknolojisinin önemini "Gelecegin en etkili silahı da, aracı da, hiç kuşkunuz olmasın, uçaklardır. Bir gün insanoğlu uçaksız da göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize mesajlar yollayacaktır. Bu mucizenin gerçeklesmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji bize daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, Batı'dan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir." diyerek yıllar öncesinden tahmin etmişti. 1925 yılında kurulan Türk Tayyare Cemiyeti ve Etimesgut Uçak Fabrikası, Atatürk'ün ölümünden birkaç yıl sonra kapatılmıştı.



Modern Türk ordusu, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı gibi bazı askeri operasyonlara da katılmıştır. Türk ordusunun askeri ahlâkı ve stratejistliği, onu binlerce yıldır bu toprakların en önemli güçlerinden biri hâline getiriyor.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
 
 

Sayfa Görüntüleme